<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Temel İslam Bilimleri Bölümü Bildiri / Sunu / Poster Koleksiyonu</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12627/329</link>
<description/>
<pubDate>Fri, 01 May 2026 02:39:53 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-05-01T02:39:53Z</dc:date>
<item>
<title>Tıp Bilişimi e-Çalıştayı Açılış Konuşması</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12627/1149</link>
<description>Tıp Bilişimi e-Çalıştayı Açılış Konuşması
</description>
<pubDate>Wed, 30 Sep 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/20.500.12627/1149</guid>
<dc:date>2020-09-30T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>es-Sevâdu’l-Azam’ın Farklı Nüshaları ve Müellifleri Üzerine</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12627/635</link>
<description>es-Sevâdu’l-Azam’ın Farklı Nüshaları ve Müellifleri Üzerine
Adem Arıkan
Türkler arasında İslâmiyetin yayılmasında önemli etkisi olan Sâmânîler/Sâmânoğulları Devleti’inin (204-395/819-1005) merkezinde Hanefi âlimlerin görüşleri büyük itibar görmekteydi. Sâmânî emîri İsmâîl b. Ahmed’in (279-295/892-907) isteğiyle toplanan Mâverâünnehir bölgesinden âlimler bir akide metninin yazılmasını kararlaştırdı. Bu görev Hanefî âlim el-Hakîm es-Semerkandî’ye (ö. 342/ 953) verildi. Semerkandî bunun için es-Sevâdu’l-A’zam ismiyle bilinen eseri yazdı. Arapça yazılmış olan bu eserin halkın da istifade etmesi için Farsça tercümesinin yapılması emredildi. Farsça çevirisini yapanın kimliği bilinmemektedir. es-Sevâdu’l-Azam’ın müellifi Semerkandî olarak bilinmektedir. Fakat kitabın bazı yazma nüshalarında müellif olarak Semerkandî’den önce yaşamış farklı isimler yer almaktadır. Bu nüshaların giriş kısmında matbu nüshalarda yer almayan bilgiler bulunmaktadır. Bu tebliğde bu farklı nüshalardan bazıları tanıtılıp müellif olarak gösterilen isimlerin kitabın yazılışı süreciyle ilgileri ele alınacaktır.&#13;
&#13;
al-Sawād al-Aʿẓam's Difference Copies and Authorities &#13;
The Samanid dynasty (204-395/819-1005) had an important influence on the spread of Islam among the Turks. During that period, The views of the Hanafi scholars were highly regarded. Samanid amir Esmâʿîl b. Aḥmad (279-95/892-907) gathered the scholars of Samarqand, Bokhara and Transoxania and ordered them to write a book expounding the Sunnite doctrine. They given this task to the Hanafi scholar al-Hakim al-Samarqandi (d. 342/953). And Samarqandi wrote a work called al-Sawād al-Aʿẓam for this. This work, written in Arabic, was ordered to be translated into Persian for the benefit of the public. The Persian version was prepared by an anonymous translator. Samarqandi is known as the author of al-Sawād al-Aʿẓam. However, in some manuscripts of the book, there are different names that lived before Samarkandi as the writer. In the introduction of these copies, there is information not included in the printed copies. In this paper, some of these different copies will be introduced and their authors will be discussed.
</description>
<pubDate>Mon, 15 Apr 2019 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/20.500.12627/635</guid>
<dc:date>2019-04-15T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Cumhuriyet Dönemi Fatih Camii'nde Hadis Eğitimi</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12627/522</link>
<description>Cumhuriyet Dönemi Fatih Camii'nde Hadis Eğitimi
Güşen, Seyit Ali
Camilerin İslamî eğitimindeki yeri herkes tarafından bilinen bir hakikattir. Zira Hz. Peygamber’in Medine’ye hicret ettiği zaman ilk yaptığı icraatin bir cami inşası olduğu malumdur. Mescid-i Nebevî olarak bilinen bu cami, Rasulullah (s.a.s.) zamanında sadece namaz kılınan bir mekan olarak görülmemiş, bilakis mü’minlerin bir araya gelmelerine vesile olan ve ümmetin her türlü meselesinin çözüldüğü bir merkez olarak kullanılmıştır. Hz. Peygamber’in bir eğitim müessesesi olarak belirlediği suffe meclisi de mescidin içerisinde yer almakta ve ashabın öğreniminde önemli bir konumdaydı. Mescidin ilim merkezi olma durumu sonraki halifeler döneminde devam etmiş, pek çok sahabînin ders halkaları bu mekanda gerçekleşmiştir. Gerek yeni kurulan şehirlerde gerekse fetihlerle Müslümanların yaşadığı bölgelerde camiler ilim hayatının merkezi olmaya devam etmiştir. Sonraki yüzyıllarda çeşitli bölgelerde kurumsal olarak bazı ilim merkezleri kurulunca uzmanlık eğitimleri bazı medreselere alınmışsa da camiler eğitim merkezleri olma vasıflarını kaybetmemişlerdir. &#13;
İstanbul’un 1453’te fethedilmesi ile birlikte Fatih Sultan Mehmet’in ilk yaptığı icraatlardan biri de Fatih külliyesini kurmak olmuştur. O, bu külliyyede Sahn-ı seman ismi verilen bir eğitim merkezi oluşturmuş ve gerek ülke içinden, gerekse İslam dünyasının farklı bölgelerinden alanında uzman pek çok alimi getirerek bu bu külliyenin ilmî seviyesini kurulduğu andan itibaren en üst seviyede tutmuştur. Nitekim İstanbul Üniversitesi de kuruluş tarihini bu medresenin başlangıcına bağlamaktadır.&#13;
Fatih külliyesindeki üst düzey eğitimin yanında Fatih Camii’nde de yüzyıllar boyunca devam etmiştir. Tevhid-i tedrisat kanunu ile eğitimin Maarif Vekaletine devredilmesi ile birlikte medreseler kapatılmış, eğitim okullarda devam etmiştir. 1924 yılından itibaren eğitim her ne kadar okullara alınsa da Fatih Camii eski görevini sürdürmüş ve halka yönelik faaliyetler devam etmiştir. Bu tebliğde Cumhuriyet döneminde Fatih Camii’nin dini eğitimdeki yeri incelenecek, hocalar ve okutulan kitaplar tespit edilecektir. Tebliğde vaazlar konu dışı tutulacak, kitap okutulan dersler dikkate alınacaktır. Bu aşamada çeşitli hatırat kayıtları ve bu sürece şahit olanların/bu dönemde eğitim alanların bilgilerinden istifade edilecektir.
</description>
<pubDate>Wed, 19 Dec 2018 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/20.500.12627/522</guid>
<dc:date>2018-12-19T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
